BİTKİLERİ TANIMAK (Taksonomi)
Yeryüzünde çeşitli bölgelere yayılmış ve gönümüzde var olan 380 bin
bitki türü saptanmıştır. Bunları tek tek tanımak, özelliklerini bilmek
mümkün değildir. Birbirine benzeyen özellikleri ile bitkiler birtakım
gruplara ayrılarak bir çeşit sınıflama, sınıflandırma yapılır. Bu
ayırıp inceleme işine BiTKi SİSTEMATİĞİ ya da TAXONOMl ismi verilir. Fauna (hayvanlar dünyası) için de aynı şekilde sistematik veya taxonomi oluşturulur.
Her canlı varlığın bir ismi vardır. Bu isimler çeşitli dillerde aynı
ayrı olduğu gibi çoğu zaman aynı ülkenin değişik bölgelerinde değişik
şekilde de isimlendirilmiş olabilirler, örneğin; Karatavuk denilen bir
tür yaban kuşuna yurdumuzda verilen isimlerden bazıları: Çıraburun,
Beçtavuğu, Yabantavuğu, vs.dir. Gene örneğin horoz ibiği diye bilinen
çiçeğin çeşitli yörelerimizdeki isimleri: Adi pazı, yabani kadife
çiçeği olarak değişmekte, ingilizce Amaranth, Almanca Zurückgekrümmter,
Fransızca Amarante reflechie, Rusça Ştiritsakolosistaya ilah ...
Örneğin Güzelavratotu diye bildiğimiz ve kimyasal (farmakolojik)
özelliği olan bitkinin gene yurdumuzda aldığı isimler: binbelikotu,
deliotu, vs. [ngilizcesi Deadly nightashade, Almancası Tolkirsche,
Fransızcası Belüdonne bauton noir, Bulgarcası Ludo bile ... Gene
örneğin Kayın ağacı, yurdumuzda gürgen (oysa gürgen tamamen başka bir
tür ağaçtır), Akgürgen, Ingilizcesi Beech, Fransızcası Hetre, Almancası
Buche, ... gibi değişik isimler almaktadır.
Görülüyor ki, bitki olsun hayvan olsun her ülkede hatta aynı ülkenin
değişik yörelerinde değişik isimler almaktadır. Peki insanlar bu isim
kargaşasında nasıl anlaşacaklar?.. Bir fidanlığa gidip istediği bitkiyi
hangi isimle isteyecek? İşte bu açmaza, bu kanşıklığa bir çare olarak
bütün bilim adamları bir tek dilde, ortak bir dilde birleşmek ihtiyacı
duymuşlar.
Doğaldır ki her ülke bu ortak dilin kendi dili olmasını isteyecektir.
Çareyi ölü bir dilde bulmuşlar. Bu ölü dillerin en yenisi olan
LATİNCE'de birleşmişler. Böylece bu kargaşaya da son verilmiş olmuş.
Yukarda örneklerini verdiğimiz isimlerden Karatavuk, Latince Turdus
merula; horoz ibiği, Amaranthus retroflexus; güzelavratotu Atropa
belladonna; kayın, fagus olarak herkesin anlaşabileceği bir sekle
sokulmuştur.
SİSTEMATİK YA DA TAXONOMİ
Yukarıda belirmeye çalıştığımız gibi canlıları teşhis etmek (tanılamak)
için bu canlıları ortak özelliklerine göre bir takım gruplara
ayırıyoruz. Bu ayırım örnek bir şema içinde basite doğru bir çok
dallara ayrılır. Biz bu dallara Latince TAXON (takson), taksonlara
ayırma işlemine de TAXONOMY (Taksonomi) ya da diğer ismiyle SİSTEMATİK
diyoruz. Konuya Canlılar alemi (biyoloji) diye başlamıştık, buradan
devam edelim.
Canlı varlıklar ikiye ayrılır:
1. Fauna (hayvanlar dünyası)
2. Flora (bitkiler dünyası)
Fauna:
a. Protozoerler (tek hücreli hayvanlar)
b. Metazoerler (çok hücreli hayvanlar)
Flora:
a. Protofitler (tek hücreli bitkiler)
b. Metafitler (çok hücreli bitkiler)
diye başlayan taksonomi, en basite kadar dallana dallana aşağılara iner.
Konumuz gereği Fauna'yı bırakıp Flora taksonomisine devam ediyoruz.
Bitki sistematiği ya da taksonomisi, günümüze gelinceye kadar çok
değişik evreler geçirmiştir. Örneğin dünya bitkilerinin l milyar yıldan
beri geçirdiği fazlaları dikkate alarak bunları:
A- Cormophyta (gövdeli bitkiler)
B- Thallophtta (yatık gövdeli bitkiler)
diye sınıflandırabiliriz.
Günümüzde son şeklini alan, (fakat hala bazı botanikçiler ve
sistematikçilerce ufak farklılıklarla ele alınan) modem sistematiği
aşağıdaki gibi şekilendirebiliriz:
1. Kütük (Phylum)
2. Şube (Divisio)
3. Al Şube (Subdivisio)
4. Sınıf (Classis)
5. Alt sınıf (Subclassis)
6. Takım (Ordo)
7. Alt takım (Subordo)
8. Familya (Familia)
9. Alt familya (Subfamilia)
10. Cins (Genus)
11. Alt cins (Subgenus)
12. Tür (Species)
13. Alt tür (Subspecies)
14. Irk (Rassis)
15. Mutasyon (Mutaro)
16. Varyete
17. Form
Pratikte sadece cins (genus), tür (species), varyete ve form ile ilgili
taksonlar kullanılır. (Diğer karmaşık taksonlar bir bitkinin tanısı
için gereklidir ve daha ziyade bilim adamları ile bu işin
profesyonellerince kullanılır.)
Örneğin Kızılçamı ele alalım.
Bu ağaç ;
Fanerogam şubesinden
Gymnospermae (açık tohumlular) alt şubesinden
Coniferae (kozalaklılar) sınıfından
Pinales takımından
Pinaceae (çamgiller) familyasından
Pinus (çamlar) cinsinden
Brunia (kızıl) türundendir.
Biz bu ağacı Kızılçam ya da sistematikteki ismi ile Pinus brutia olarak tanımlıyoruz.
Bir başka örnek daha verelim: Karameşe;
Angiospermae (kapalı tohumlular) alt şubesinden
Dicotyledonea (iki çenekliler) sınıfından
Archichlamydeae alt sınıfından
Fagales (kayınlar) takımından
Fagaceae (kayıngiller) familyasından
Quercus (meşeler) cinsinden
Sessiliflora türündendir.
Bitkilerin tanımında daima en az iki isim yan yana söylenir,
(insanların, adı soyadı gibi) Bunlardan ilki cinsi (genus) olup büyük
harfle yazılmaya baslar, ikincisi tür veya nevi (species) ismi olup
küçük harfle başlayarak yazılır. Latince olduğunu belirttiğimiz bu
sözcükler hemen hemen Türkçe'de olduğu gibi okunur.
Küçük Ayrıntıları:
Ae = e,
Au=Av,
C=Se,
Ch =k,
Oe=ö,
Ph=f,
Phy=fi
Sc=Ss,
Sch=Sk (ya da Şe)
S=(bazen)
Z, J=ye
olarak okunur.
Bir de dikkat edilirse isimlerin sonlarına gelen eklentiler taksonlara göre değişiklikler gösterir.
Bunlar:
Şubelerde (Divisio) : ae (Fanerogamae) => e okunur.
Alt şubelerde ae (Gymnospermae) => e okunur.
Sınıflarda : ae (Coniferae) => e okunur.
Alt sınıflarda : eae / ae => ea okunur.
Takımlarda ales: eae => ales okunur.
Alt takımlarda eae => ea okunur.
Familyalarda Oldeae / eae
Alt familyalarda oideae / eae eklentilerini alır.
Türün altındaki taksonlarda ise türün arkasına; Mutasyonlarda mut. Varyetelerde var.
Melezlerde iki bitkinin arasına X işareti konur.
ÖRNEK: Pallasiyana kara çamı : Pinus nigra var. pallasiana
Şeneriyana kara çamı : Pinus nigra var. pallasiana Şeneriana
Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!



