1/4/2008 · Kategori: Genel Makaleler

BİTKİLERİ TANIMAK (Taksonomi)

Yeryüzünde çeşitli bölgelere yayılmış ve gönümüzde var olan 380 bin bitki türü saptanmıştır. Bunları tek tek tanımak, özelliklerini bilmek mümkün değildir. Birbirine benzeyen özellikleri ile bitkiler birtakım gruplara ayrılarak bir çeşit sınıflama, sınıflandırma yapılır. Bu ayırıp inceleme işine BiTKi SİSTEMATİĞİ ya da TAXONOMl ismi verilir. Fauna (hayvanlar dünyası) için de aynı şekilde sistematik veya taxonomi oluşturulur.

Her canlı varlığın bir ismi vardır. Bu isimler çeşitli dillerde aynı ayrı olduğu gibi çoğu zaman aynı ülkenin değişik bölgelerinde değişik şekilde de isimlendirilmiş olabilirler, örneğin; Karatavuk denilen bir tür yaban kuşuna yurdumuzda verilen isimlerden bazıları: Çıraburun, Beçtavuğu, Yabantavuğu, vs.dir. Gene örneğin horoz ibiği diye bilinen çiçeğin çeşitli yörelerimizdeki isimleri: Adi pazı, yabani kadife çiçeği olarak değişmekte, ingilizce Amaranth, Almanca Zurückgekrümmter, Fransızca Amarante reflechie, Rusça Ştiritsakolosistaya ilah ... Örneğin Güzelavratotu diye bildiğimiz ve kimyasal (farmakolojik) özelliği olan bitkinin gene yurdumuzda aldığı isimler: binbelikotu, deliotu, vs. [ngilizcesi Deadly nightashade, Almancası Tolkirsche, Fransızcası Belüdonne bauton noir, Bulgarcası Ludo bile ... Gene örneğin Kayın ağacı, yurdumuzda gürgen (oysa gürgen tamamen başka bir tür ağaçtır), Akgürgen, Ingilizcesi Beech, Fransızcası Hetre, Almancası Buche, ... gibi değişik isimler almaktadır.

Görülüyor ki, bitki olsun hayvan olsun her ülkede hatta aynı ülkenin değişik yörelerinde değişik isimler almaktadır. Peki insanlar bu isim kargaşasında nasıl anlaşacaklar?.. Bir fidanlığa gidip istediği bitkiyi hangi isimle isteyecek? İşte bu açmaza, bu kanşıklığa bir çare olarak bütün bilim adamları bir tek dilde, ortak bir dilde birleşmek ihtiyacı duymuşlar.

Doğaldır ki her ülke bu ortak dilin kendi dili olmasını isteyecektir. Çareyi ölü bir dilde bulmuşlar. Bu ölü dillerin en yenisi olan LATİNCE'de birleşmişler. Böylece bu kargaşaya da son verilmiş olmuş. Yukarda örneklerini verdiğimiz isimlerden Karatavuk, Latince Turdus merula; horoz ibiği, Amaranthus retroflexus; güzelavratotu Atropa belladonna; kayın, fagus olarak herkesin anlaşabileceği bir sekle sokulmuştur.

SİSTEMATİK YA DA TAXONOMİ

Yukarıda belirmeye çalıştığımız gibi canlıları teşhis etmek (tanılamak) için bu canlıları ortak özelliklerine göre bir takım gruplara ayırıyoruz. Bu ayırım örnek bir şema içinde basite doğru bir çok dallara ayrılır. Biz bu dallara Latince TAXON (takson), taksonlara ayırma işlemine de TAXONOMY (Taksonomi) ya da diğer ismiyle SİSTEMATİK diyoruz. Konuya Canlılar alemi (biyoloji) diye başlamıştık, buradan devam edelim.

Canlı varlıklar ikiye ayrılır:

1. Fauna (hayvanlar dünyası)
2. Flora (bitkiler dünyası)


Fauna:

a. Protozoerler (tek hücreli hayvanlar)
b. Metazoerler (çok hücreli hayvanlar)


Flora:

a. Protofitler (tek hücreli bitkiler)
b. Metafitler (çok hücreli bitkiler)

diye başlayan taksonomi, en basite kadar dallana dallana aşağılara iner.

Konumuz gereği Fauna'yı bırakıp Flora taksonomisine devam ediyoruz. Bitki sistematiği ya da taksonomisi, günümüze gelinceye kadar çok değişik evreler geçirmiştir. Örneğin dünya bitkilerinin l milyar yıldan beri geçirdiği fazlaları dikkate alarak bunları:

A- Cormophyta (gövdeli bitkiler)
B- Thallophtta (yatık gövdeli bitkiler)

diye sınıflandırabiliriz.

Günümüzde son şeklini alan, (fakat hala bazı botanikçiler ve sistematikçilerce ufak farklılıklarla ele alınan) modem sistematiği aşağıdaki gibi şekilendirebiliriz:

1. Kütük (Phylum)

2. Şube (Divisio)

3. Al Şube (Subdivisio)

4. Sınıf (Classis)

5. Alt sınıf (Subclassis)

6. Takım (Ordo)

7. Alt takım (Subordo)

8. Familya (Familia)

9. Alt familya (Subfamilia)

10. Cins (Genus)

11. Alt cins (Subgenus)

12. Tür (Species)

13. Alt tür (Subspecies)

14. Irk (Rassis)

15. Mutasyon (Mutaro)

16. Varyete

17. Form

Pratikte sadece cins (genus), tür (species), varyete ve form ile ilgili taksonlar kullanılır. (Diğer karmaşık taksonlar bir bitkinin tanısı için gereklidir ve daha ziyade bilim adamları ile bu işin profesyonellerince kullanılır.)

Örneğin Kızılçamı ele alalım.

Bu ağaç ;

Fanerogam şubesinden
Gymnospermae (açık tohumlular) alt şubesinden
Coniferae (kozalaklılar) sınıfından
Pinales takımından
Pinaceae (çamgiller) familyasından
Pinus (çamlar) cinsinden
Brunia (kızıl) türundendir.

Biz bu ağacı Kızılçam ya da sistematikteki ismi ile Pinus brutia olarak tanımlıyoruz.

Bir başka örnek daha verelim: Karameşe;

Angiospermae (kapalı tohumlular) alt şubesinden
Dicotyledonea (iki çenekliler) sınıfından
Archichlamydeae alt sınıfından
Fagales (kayınlar) takımından
Fagaceae (kayıngiller) familyasından
Quercus (meşeler) cinsinden
Sessiliflora türündendir.

Bitkilerin tanımında daima en az iki isim yan yana söylenir, (insanların, adı soyadı gibi) Bunlardan ilki cinsi (genus) olup büyük harfle yazılmaya baslar, ikincisi tür veya nevi (species) ismi olup küçük harfle başlayarak yazılır. Latince olduğunu belirttiğimiz bu sözcükler hemen hemen Türkçe'de olduğu gibi okunur.

Küçük Ayrıntıları:

Ae = e,
Au=Av,
C=Se,
Ch =k,
Oe=ö,
Ph=f,
Phy=fi
Sc=Ss,
Sch=Sk (ya da Şe)
S=(bazen)
Z, J=ye
olarak okunur.

Bir de dikkat edilirse isimlerin sonlarına gelen eklentiler taksonlara göre değişiklikler gösterir.

Bunlar:

Şubelerde (Divisio) : ae (Fanerogamae) => e okunur.
Alt şubelerde ae (Gymnospermae) => e okunur.
Sınıflarda : ae (Coniferae) => e okunur.
Alt sınıflarda : eae / ae => ea okunur.
Takımlarda ales: eae => ales okunur.
Alt takımlarda eae => ea okunur.

Familyalarda Oldeae / eae
Alt familyalarda oideae / eae eklentilerini alır.

Türün altındaki taksonlarda ise türün arkasına; Mutasyonlarda mut. Varyetelerde var.
Melezlerde iki bitkinin arasına X işareti konur.

ÖRNEK: Pallasiyana kara çamı : Pinus nigra var. pallasiana
Şeneriyana kara çamı : Pinus nigra var. pallasiana Şeneriana

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/4/2008 · Kategori: Genel Makaleler

Çelik İle Üretim

ÜRETME TEKNİKLERİ

Bitkilerde üretme ya tohumla (jenertif) veya dikimle (vejetatif) yapılır. Tohumla yapılan üretim, yani jeneratif üretim konumuza hayli uzak olup sadece çim sahalarını içine almakta olduğundan bu konuya değinmeyeceğiz.

Vejetatif yani dikim yolu ile yapılan üretim metodları : Çelikle üretim, daldırma ile üretim, aşılama ile üretim gibi çeşitli bölümlerde kısaca incelenecek, daha doğrusu bilgi vermekle yetinilecektir.

A- ÇELİKLE ÜRETiM :

Üretilecek bitkilerden alınan canlı bir parçanın (gövde, kök, yaprak gibi) dikilerek yeni bir bitki oluşturması işlemidir. Çeliklerin dikileceği toprakların geçirgen, humuslu ve nehir kumu içeren bir karışımda olmasına dikkat edilir. Bazı taksonların köklendirilmesinde torf veya perlit ilavesi işlemi hem çabuklaştırır, hem de iyi sonuç alınmasını temin eder..

Çelikle üretimin birçok türü vardır. En önemlilerini ele alalım :

Gövde Çelikleriyle Üretme :

    Çeliklerin sertliğine göre 3 türlüdür. Yumuşak (yeşil) çelik,
    odunsu çelik ve sert (odun) çeliktir. Odunsu bitkilerin, taze. ilkbahar sürgünlerinden hazırlanan yumuşak çelikler daha çok süs bitkilerine uygulanır.

    Başlıca türler : Azela, Acer saccaarum (şeker akçaağacı), Akebia, Amorpha (yalancı çivit), Ampelopsis (amerikan sarmaşığı), Aralia, Buxus (şimşir), Calycanthus (kadeh çiçeği, kış çiçeği), Campsis, Caragana, Cercis (erguvan), Chamaecyparis (yalancı servi) Comus (kızılcık), Cotoneaster (Dağ muşmulası); Crataegus (Ak diken, geyik dikeni), Diospyros (Trabzon hurması), Elegnus (iğde), Evonymus japonica (taflan) Forsythia (Altın çanak), Hedera (Sarmaşık), Hydrange (Onanca), Laburnum (San salkım), Ligustrum (Kurtbagrı), Liridodendron (Lale ağacı), Lonicera (Hanımeli), Magnolia. Malus (Elma), Morus (Dut), Prunus (erik), Robinia (Yalancı akasya), Salix (Söğüt), Syringa (Leylak), Tamarix

    Yumuşak çelikler daha çabuk ve daha kolay köklenirler. Bunlar tepe tomurcuğu taşıyan sürgünlerden (baş çeliği) alınır. Çeliklerin boyu 7-12 cm. olup 2-3 boğumlu olmaları yeterlidir. Çelik kesilirken son boğumun l cm. altından kesilmeli ve sabah erken saatlerde hiç bekletilmeden dikilmelidir. Burada dikkat edilecek önemli noktalardan birisi de çeliğin ters dikilmemesidir. Tomurcuklar yukarı bakacaktır.

    Odunsu çelikler : Rhododendron (Orman gülleri), Pittosporum, Camelia, Azela, Prunus laurecerasus (Laz kirazı), Taxus (porsuk), Cryptomeria, Juniperus (ardıç) gibi toksanlara uygulanır. Çelikler Ağustos-Eylül de genç ağaçlardan alınır. Ağaç yaşlı ise bunların alt dallarından seçilebilir. Boylan 7-15 cm. olabilir.

    Odun çelikleriyle yapılacak üretimde, yaşını doldurmuş, odunlaşmış sürgünlerden ilk baharda alınan çelikler kullandır.

Kök çelikleriyle üretme

    Bu metod, kök sürgünü verebilen bitkilerde uygulanır.

    Başlıca türler: Ailanthus (Kokarağaç), Aesculus (at kestanesi), Albizzia (pasa bıyığı), Calycanthus (Kadeh çiçeği), Cydonia japonica (süs ayvası), Daphne, Dex (Papaz külahı, Lagerstromia (Oya ağacı), Rhododendron (Orman gülü), Rhus (Sumak), Robinia (Yalancı akasya), Sringa (leylak), Wisteria (Mor salkım)...

    Kökten alınan çiçeklerin boylan, gevrek yapıda olanlarda 3-5 cm., etli yapıda olanlarda ise 5-8 cm. dir.

Yaprak çiçekleriyle üretme :

    Yapraktan yeni bir bitki üretilmesidir. Yaprağın yalnız aya kısmı kullanılır. Yaprak çeliğinin alınması hava koşullarına bağlıdır. Optimal koşullar : Isının 18-24°C, hava neminin yüksek ve ışığın bol olduğu koşullardır. Bu koşullarda iyi sonuç alınır.

    Başlıca türler : Afrika menekşeleri, Sansevieria (Sansavarya), Eeheveria (Acı dülek), Crassus, Sedum (Dam koruğu), Camelia, Ficus elestica (kauçuk) gibi süs ve saksı bitkilerinden ibarettir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/4/2008 · Kategori: Genel Makaleler

Aşı İle Üretim

Bitkilerin, sus bitkilerinin ve bilhassa meyve ağaçlarının üretilmesinde kadim tarihten beri uygulanan bir metodtur. Doğada, ormanlarda dalların birbirine sürtünmeleri sonucu kendiliğinden oluşan bir çeşit aşılanmanın, ilk insanlar tarafından görülerek meyve ağaçlarının iyileştirilmesinde kullanılmaya başladığı düşünülmektedir. İyi nitelikli bir ağacın tohumu, ya da bir meyvenin çekirdeği ekilse, sonuçta o bitkinin özelliklerini taşımayan değişik bir bitki elde edilir. Bunun sebebi, bunların çoğunun hibritlerinden, melezlerinden elde edilmiş olmasındandır.

Bu sebepten çekirdekle yapılmak istenen üretimde nitelikleri değişerek asıllarına (anacına) çeken başka çeşitler ortaya çıkacaktır. İşte bu sebepten, aşılama veya çelikleme metodları ortaya çıkmıştır. Çelikle ve aşılama ile yapılan üretimlerde o bitkinin özellikleri bozulmadan devam eder.

Aşı ile üretim en emin ve çabuk sonuç alınan bir tekniktir. Aşı için bir ANAÇ ve bir de DAMIZLIK AĞAÇ veya fidan gerekir. Özerine aşı yapılacak ağaç veya fidana ANAÇ; kendisinden ası kalemi almana ise DAMIZLIK AĞAÇ denir.

Aşının ya da aşılama tekniğinin bir çok türü var ise de bunları iki ana grupta toplamak mümkündür

1- Göz Aşısı veya Yaprak Aşısı
2- Kalem Aşıları

Göz Aşısı veya Yaprak Aşıları:

Adi Göz Aşısı (Yaprak aşısı. Boru Aşısı ve Kabuk Aşısı'dır.

En çok kullanılanı Adi Göz Aşısı veya Yaprak Aşısıdır. Bu aşı ilkbahar sonu-yaz başlangıcında ve bir de sonbahar da olmak üzere iki mevsimde yapılır.

Bunlardan Mayıs-Haziran aylarında yapılan göz aşısına "Sürgün Göz Aşısı" ve Eylül-Ekim aylarında yapılanına da "Durgun Göz Aşısı" denir.

Sürgün göz aşısı kışa kadar büyüme yaparken Durgun Göz Aşısı latent devresine girip kışı öyle geçirir ve ancak ilkbahar da sürmeye başlar. Bu suretle daha kuvvetli büyür. Yaz dönemi kısa süren bölgelerde don rizikosu sebebiyle Durgun Göz Aşısı yapmak isabetli olur.

Göz aşısı için Damızlık ağacın yıllık sürgünlerinin olgunlaşmış olanları seçilir. Kesilen bu parçanın yapraklan, saplarının yarısı kalacak şekilde koparılır. Göz'ü çıkarmak için sürgün elde ters tutulur. Aşı çakısı ile göz hafifçe kesilir. Kendisine aşı yapılacak olan Anacın yumuşak kabuklu bir yerinde çakı ile (T) harfi seklinde bir çizgi yapılarak, kabuk, çakının ucu ile hafifçe kaldırılır (açılır) ve açılan bu yarığa evvelce hazırlanmış Göz yerleştirilir. Gözün dışarda kalan kısmı kesilerek atılır. Rafya ile sıkıca bağlanır. 15 gün sonra rafya çözülür veya kesilip atılır. Rafya yerine ince soyulmuş dut veya söğüt dalları da bağ olarak kullanılabilir.



Boru aşısı Ceviz, kestane, sakız gibi ağaçlara uygulanır. Boru aşısı için Damızlık kaleminden, üzerinde bir göz bulunan bir kabuk parçası boru şeklinde çıkarılır. Anac'ın tepesi kesilerek uygulanacak kısmın kabuğu soyulur, boru şeklindeki kabuk buraya geçilir. Gene rafya ile bağlanır.

Kalem aşıları Bahçe ve Süs Bitkileri ile meyve ağaçlan için uygulanır. Yüksek boylu süs bitkilerine PENDULA (Sarkık) formlu taksonlann aşılanması bu metodla yapılır. Morus'a Morus pendula, Betula'ya Betula ' alba Pendula, Fagus silvatica Pendula, Fagus'a Fagus silvatica Pendula gibi... Özerinde birkaç tane tomurcuk (göz) bulunan gövdeye Kalem denilir.

Kalem aşılarının çeşitleri :
Bindirme ve kopulasyon. Yanaştırma, Yarma, Kabuk aşısı

Bindirme veya kopulasyon Aşısı : Aşılanacak olan Anac'ın çapı kadar kalınlıkta seçilen damızlık kalemi, birbirine yapışacak şekilde ve eğik olarak kesilirler Bu kesilen yüzeyler birbiri ile iyice çakışacak şekilde birleştirilerek sıkıca bağlanır. Bu tarz aşılanmanın mevsimi Mart-Nisan aylarıdır.


Castanea, Clematis, Coraus, Cratae-gus, Malus, Pirus, Syringa,Ulmus, Weigelia cinslerinin türleri ve alt türlerine uygulanır.

Yanaştırma Aşısı
: Tohumdan üretilmesi halinde bazı özellikleri kaybolan süs bitkilerinden, kısa zamanda büyük ve sağlıklı bir birey elde etmek için uygulanır,



örneğin : Picea abies Engelmannili glauca uygulaması gibi. Aşının vetasyon periyodunda yapılması lazım gelir.

Bu suretle aşının yarasının kapanması çabuk olur. Yanaştırma metodunda, Anaç ile Damızlık bireylerin birbiri ile yapışacak yüzeyleri Kambiyum tabaklanna kadar açılıp her ikisinin açılan yüzeyleri üst üste getirilip sıkıca bağlanır. Yaranın hava almaması için de macunlanır.

Yarma Aşı :
Bu aşı genelde tepe seviyelerinde yapılır. Yarma aşı yapılacak ağaçlar yaslı ve kuvvetli olmalıdır.Çiftçilerimiz bu aşıyı çok iyi bilirler.

Aşılanacak Anacın tepesi düz bir şekilde kesilir. Kesilen yüzey keskin bir bıçakla düzeltilir ve pürüzleri giderilir. Daha sonra özel Aşı Baltası ile ve ağaç tokmakla vurularak anaç ortasından yarılır. Aşı kalemlerinin uçları sivriltilerek, daha doğrusu inceltilerek, anaçta açılan yangın karşılıklı iki tarafına iki kalem yerleştirilir. Rafya ile bağlanıp aşı macunu sürerek yara yerleri örtülür. Böylece aşının çabuk tutması temin edilmiş olur




Latent döneminde Hibiscus syriacus (Ağaç hatmi), Camelia, Viburnum (Karto pu), Larix (Melez), Vitis (asma), Abies (Köknar), Cedrus (Sedir), Pinus (Çam) cinslerinin tür ve alt türlerine uygulanır.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/4/2008 · Kategori: Genel Makaleler

Peyzaj Nedir?

Peyzaj bahçe düzenlemesinden farklı bir kavram mıdır? Yukarıda bahçe düzenleme işlemlerinin bir sanat dalı haline gelip disipline edildiğinde değinmiştik. Bahçe düzenlemesi bilimsel ve sanatsal olarak ele alınınca diğer branşlarda olduğu gibi genişlemeye, gelişmeye başlamıştır.

Mekan düzenlemesinin:

a- iç mekan düzenlemesi (Mimari)
b- Dış mekan düzenlemesi (Çevre)

şeklinde iki grupta ele alındığını biliyoruz.

Mimar bir binanın iç tasarımını yapar, projelendirir. Bir de binanın dışında kalan, bahçeler, yollar, duvarlar, havuzlar, setler, tesisler vb. vardır. Bunlar dış mekanlardır. Tasarımı için yapı bilgisi, estetik, statik, hidroloji, çizim tekniği, dendroloji gibi bir takım disipline edilmiş bilgilerin tasarımcıda toplanmış olması gerekir. işte bu ve benzeri bilgilerle donatılmış elemanların yaptığı dış mekan projelerine PEYZAJ diyoruz. (Aslında peyzaj sözcüğü manzara ya da daha doğrusu kır manzarası, kır resmi anlamında, Fransızca'dan alınan resim ve fotoğraf sanatına ait bir terimdir.) Uygulama alanı zamanla genişleyerek, bir bahçeden çok büyük, birçok bahçeleri, yerleşim alanlarını, korulukları, kırsal alanları içine alacak kadar büyük doğa parçalarının düzenlenmesinden, kent planlama branşına kadar dayanmıştır.

Özetlersek, dış mekan düzenlemesi geniş ve kapsamlı anlamda peyzaj bölümünü oluşturur. Peyzaj işini meslek edinenlere "peyzajist", "peyzajcı; Peyzaj işinin tasarımını, projelendirmesini yapan akademisyen elemanlara da "peyzaj mimarı" denilmektedir.

Bir peyzaj mimarının böyle bir proje yapabilmesi için, mimari bilgisinin dışında yukarıda da değindiğimiz gibi toprak, ekoloji, botanik, sistematik, tanı, sulama, hidroloji, dendroloji (Ağaç Bilgisi) gibi bilgilerle de donatılmış olması gereklidir. Bu bakımdan herhangi bir mimar peyzajcı olamayacağı gibi, her hangi bir orman mühendisi, ziraat mühendisi ya da botanikçi de peyzajcı olamaz Bunu özellikle vurgulamamızın nedeni, bugün pek çok kişinin peyzaj mimarı olarak ortaya çıkmasından duyulan rahatsızlıktır.

Üniversitelerimizde artık ülke ihtiyaçlarına yetecek kadar Peyzaj Mimarı yetiştirilmektedir, ister bahçe düzenleme olsun, ister çevre düzenleme olsun bunları mutlaka uzmanına yaptırmalıyız. Düşünün ki bugün yapılan ve uygulamaya başlanan projede 5-10-20 sene sonrasının durumları dikkate alınmaktadır. Konudan habersiz bazı ihtiyaç sahipleri, bahçesinin yıllar sonra kavuşacağı şekli, kompozisyonu hemen istemektedir. Bu mümkün değildir. Projede yer alan bir çam ağacı ancak 10-15 yıl sonra projede gösterilen bir mekanı kaplayabilecektir. Oysa bugün 4-5 yaşında ve boyu 1 m.den küçüktür. Onun yanında yer alan bir başka ağaç da belki 5 yıl sonra istenilen düzeye erişecektir.

Peyzaj Mimarı bunların ileriki yıllarda ne kadar boylanacağını, tepe tacı ile ne kadar mekan kaplayacağını, ne form alacağını; bu ağaç ve ağaççıkların, çalıların vs. birbiri ile nasıl uyum sağlayacağını bugünden görür ve projelendirir. Peyzaj Mimarlarına güvenmek ve beklemek zorundayız. Aksi halde bugünden zorlama ile ortaya çıkarılmaya çalışılan tablo şimdilik bizi tatmin etse de yarınlarda çok pişman olacağımız uyumsuz bir gelişme göstereceğinden hiç şüphemiz olmamalıdır.

Peki, bütün bu işleri, işlemleri ehline yapılamasının zorunluluğu karşısında biz kendi olanaklarımızla hiçbir şey yapamayacak mıyız? Örneğin kendi okulumuzun bahçesinin küçük bir bölümüne ağaçlar dikip, çiçekler ekemeyecek miyiz? Ya da evimizin örneğin 300-500 metrekarelik bir bahçe kısmında kendimiz hiçbir düzenleme yapamayacak mıyız?

Bu yazıların amacı zaten budur. Böyle küçük bir mekanda kendi kendimize neler yapabiliriz, nasıl yapabiliriz? Bunlara yanıt bulmaya çalışacağız Daha büyük mekanlarda da (Doktor gelinceye kadar ilk müdahale gibi) biz de bir takım işlemleri belki yapabiliriz. Ama çok dikkatli olmak zorunda olduğumuzu da unutmayarak. Zira bu yaptıklarımız bir süre sonra yanlış uygulandığı için ortadan kalkabilir.

Örneğin çirkin görünümlü bir alanı örtmek için ne yapacağımızı düşünürken, hiç aklımızda olmadığı ya da beklemediğimiz halde bir yerlerden dikilmek üzere fidanlar veya ağaççıklar geldi ve bunların hemen dikilme zorunluluğu doğdu, işte bu halde bekletmeden ve anlatmaya çalışacağımız bilgiler ve tekniklerle hemen uygun yerlere dikime geçebiliriz. Proje müellifi, sonra ya bunları dikkate alarak projesini düzenler (Röleve yaparak) ya da çok yanılma varsa yerlerini değiştirir.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

1/4/2008 · Kategori: Genel Makaleler

Projeye Başlarken Nelere Dikkat Etmeliyiz?

Bahçe projesine başlamadan önce, tasarımcının önceden saptaması gerekenler:

* 1- Bahçe sahibinin istekleri
* 2- Hangi amaç için hazırlandığı
* 3- Maddi olanaklar
* 4- Bahçe yapılacak arazinin civarındaki zeminin toprak yapısı, bitki materyali ve
bu bitki materyali ile yapılacak olan kompozisyon.
* 5. Klimatolojik koşullar (meteoroloji bültenlerinden)
* 6- Yol, su, elektrik ve yerleşim durumu
* 7- Bahçe içinde ya da kenarındaki bina ve binaların konumları. Giriş, oturma, yatak,
misafir odası, salon, teras, WC yerleri
* 8- En önemlisi de yukarıda belirttiğimiz röleve planının hazırlanmış olması


Bütün bu bilgi ve doneler toplandıktan, derlendikten sonra proje tasarımına gerçilebilir.

Projelendirilecek saha ister park yapılacak kadar büyük, isterse bahçe yapılacak kadar küçük olsun, başlıca iki bölümden oluşur

1- Bahçenin inşaat alanı: yollar, oturma üniteleri, spor ve oyun alanları, kameriyeler, örtülü aller, pergolar, duvarlar, havuzlar, taş üniteleri vs.

2- Yeşil alanlar: Ağaç, ağaççık gruplan, parterler, korbeyler, çitler, çim alanları gibi toprağın işlenmesi, iyileştirilmesi (gübreleme, sulama), toprağın devamlı bakımını gerektirecek mahaller.

Bütün bu hazırlık çalışmaları bittikten sonra daha evvel yapmış olduğumuz röleve planı ozalit kopyası üzerinde çizime başlayabiliriz. Bu çizimin yumuşak, silinebilir kursun kalemle eskiz olarak hazırlamakta olduğumuzu unutmayalım. Bahçemizde mutlaka bir ev, bir okul, bir kışla, bir köşk, vs. bina vardır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi önce bu bina ya da binaların piyeslerini plan üzerinde belirtiriz. Bunların; giriş (hol), oturma odası, yatak odaları, misafir odası-salon, mutfak, banyo, WC, balkon, teras ile eklentileri (garaj, müştemilat, kömürlük gibi) den ibarettir. Bahçenin düzenlenmesi ve tasarımında bu piyeslere göre kompozisyonlar üretilebilir. Bilindiği gibi ev ve bahçe bir bütün olarak YAŞAM MEKANInı oluştururlar.

Ev-bahçe kompozisyonunda 4 ana unsur dikkate alınarak buna göre 4 ayrı bölüm düşünülmelidir:

1- Giriş : Kapı, ön bahçe, giriş yollan, varsa öndeki teras, balkon ile antre.

2- Genel Yaşam : Oturma odası, yemek odası, salon, bahçenin en büyük bölümü, su ve taş üniteleri.

3- Özel Yaşam : Yatak odaları, banyo, WC , dinlenme teraslan ile bunların baktığı bahçe kısmı.

4- Çalışma ve Uğraş : Mutfak, çalışma odası, çocuk bahçesi, çamaşır asma mahalleri, vs.

Giriş, cadde ve sokaktan girilen bahçe kapısı ile evin antresine bakan ön bahçe bölümüdür. Bahçe kapısı genelde gabari normunun (1.50x2.50) içinde kalacak şekilde pergola ile örtülebilir. Pergolanın iki yanından sarıkçı bitkilerle güzel bir kompozisyon yapılır.

Bu sarılıcılar kımızı tonlarında boru gibi çiçek açan acem borusu (Capsis radicans), çok güzel kokan hanımeli (Lonicera peiclymenunL L.etrusca, L.tataricum); yurdumuzun güney bölgelerinde mor ve kalıcı çiçekler açıp çok seri büyüyen gelin duvağı (Bougain villea glabra), mor salkım (Wisteria polystachia), sarmaşık gülü (Rosa wichuriana) gibi türler olabilir.

Bunların seçiminde arkadaki binanın rengi ile uyum sağlayacak ve birbiri ile kontras yaratacak olması gibi hususlar dikkate alınmalıdır Marmara bölgesi için en iyisi; bir taraftan acem borusu, öbür yandan mor salkımla pergolanın sardırılmasıdır.

Kapı ile ev arasında 2 m. genişliğinde bir yol, yolun iki tarafına şimşir (Buxus sempervirens), kurtbağı (Ligustrum spp) gibi makasla form verilebilen bitkilerle bordur yapılır. Yol; derzli kaplama taş ya da cüruf dökülüp silindirlenmiş ya da delikli yapay taşlardan inşa edilmelidir.

Bahçenin hiçbir bölümünde beton, asfalt, vb. malzeme kullanılmamalıdır. Hatta imkan nisbetinde beton duvarlardan bile uzak durmalı, böylece toprağın her noktada hava ile teması azaltılmamak, dolayısıyla köklerin rahatlaması sağlanmalıdır.

Ön bahçede daha çok herdem yeşil ağaçlar tercih edilmelidir. Arka planda kalacak yapının keskin hatalarını kapatacak şekilde ve türde ağaç ve çalılar seçilir. Ağaçların örneğin 10-20 sene sonra binanın önünü kapayabileceği gözönüne alınarak buna göre bir seçim yapılır.

Form seçiminde binanın yükseldiği dikkate alınır. Yüksek binaların önüne sütun formlu (fastigiata) ağaç türleri getirilmelidir- ön bahçede Albizzia julibrissima (Gülibrişim), Magnolia obavata (Beyaz çiçekli manolya), Magnolia soulengeana (yaprak döken manolya), Acacia dealbata (Mimoza, gümüşi akasya); Betula alba (Huş); güney bölgelerimizde, Accacia cyonophylla (Kıbrıs akasyası), gibi ağaç ve ağacçıklar önerilir. Çalı formunda ve bodur bitkiler olarak da; Evonymus japonica (iğ ağacı), Crataegus pyracantha Lalandei (sarı meyveli ateş dikeni), Crataegus pyracafltha Yunnanense (Kırmızı meyveli ateş dikeni), Viburaum tinus (herdem yeşil kartopu) gibi bitkiler kullanılmalıdır

Arka bahçe, bahçe ünitelerinin en büyük, en görkemli ve asıl bölümüdür. Evin salon ve oturma odasının görüş alanı içinde olup, göz zevkine, dinlenme gereksinimine en çok muhatap olması yönünden bu bölüme aynı bir önem verilmelidir. Oturulan odadan ya da eğer varsa arka balkon veya terastan seyredilmeye değer değişik ve orjinal objeler kullanılmalıdır.

Ağaçlara, çiçeklere bakınca insanın bir yağlıboya resim seyrediyormuscasına estetik duygu ve heyecanlara kapılmasını sağlayacak kompozisyonlar yaratılmalıdır. Bunlar) figür, renk itibariyle hem uyum içinde olmalı, hem de yıllarca bakıldığı halde monotonluk duygusu vermeyecek mükemmeliyette olmalıdır. Değişik mevsimlerde, değişik renkte çiçek açan bitki materyalleri dikilmelidir. Havuz ya da benzen su tesisleri geometrik şekilden çok naturel havası veren informal olmalıdır, içinde balıklar, fıskiyeler, şadırvanlar, yardımcı havuzlar, dallan soya değen bir salkım söğüt (Salix babylonica) ya da içinde nilüferler v.s. havuzun daha değişik ve daha güzel görünümünü sağlar. Bir pingpong topunu devamlı yukarı fırlatan ve bunu dışarı atmak istercesine fışkıran bir fıskiye insanı devamlı oyaladığı gibi, denizde balık tutmak kadar, teşbih çekmek kadar da dinlendirir.

Havuzun naturel taşlarla (traverten gün) kaplanması, çevresinin kayrak taşlarıyla döşenmesi, içinde ördekler, kuğular yüzüyor olması havuza pastoral bir hava verir. Ya da havuz çevresinde Agav, zakkum (Nerium oleader) gibi subtropikal bitkiler insana sıcak ülkeleri, sıcak yaz günlerini anımsatacağı için hoş bir duygu uyandırır.

Arka bahçenin gerisinde binalar varsa, ön bahçede olduğu gibi burada da yüksek boy yapan piramit ve yassı formlu ağaçlarla bu binaların görüntüsü kısmen kapatılarak güzelleştirilebilir. Bu ağaçlar. servi (Cupressus sempervirens var. pyramidaalis), Mavi Arizona Servisi Cupressus arizona var. Glauca) At kestanesi (Aesculus hypocastanum), çabuk büyüyen fıstık çamı (Pinus pinea). Manolya (Magnolia grandiflora) v.b. taksonlar olabilir. Kullanılan canlı, cansız materyaller birbirini örtmeyecek şekilde ve oturduğumuz yerden rahatlıkla görülebilecek gibi tertiplenmelidir. Oturma yerleri, kameriye, taş bahçesi (Roc garden) vb. objeler de bu zonda düşünülebilir. Kısacası bu bahçe bolümü PEYZAJın rükünü oluşturur.

Özel yaşamla ilgili ön bahçeye yatak odaları, banyo, WC. gibi piyesler baktığından, bu bahçe zonu en önemsiz bir bölüm olarak kabul edilir. Burada güneşi siperleyen, rüzgarı kesen, gölge yapan, yaz sıcağında altında uyunabilecek, yemek yenilebilecek türden boylu ve sağlam gövdeli ağaçlar seçmeliyiz, ön bahçeye küçük, minyatür bir havuz, pergola da düşünülebilir. Özellikle izmir ve daha güneydeki bölgelerde Yalancı Karabiber ağacı (Schinus molle). Hurma (Phoneix canariensis), İzmir Akasyası (Accacia rexinoides), Glavillea robusta... çok güzel görünüm verirler.

Bahçenin diğer önemli bir bölümü de gene arka bölümdeki küçük bahçe kısmıdır. Burası mutfak, garaj gibi hizmet piyeslerine açılır. Bu ünitede, çocuklar için oyun alanları, kümes, çamaşır kurutma mahalleri, v.b. toplanır. Burasının büyük arka bahçe ile yeşil ve canlı duvarlarla ayrılması iyi olur. Bu duvar için örneğin Pittosporum tobira, taflan (Evonymus japonica), porsuk (Taxus baccata), mazı (Thuja orientalis) v.b. dikilebileceği gibi; 1.5 m. yüksekliğindeki bir tel çit çekilip bu çitin iki tarafına sarılıcı bitkilerle örtü temini bir alternatif olarak düşünülebilinir. Bu sarılıcılar: sarmaşık (Hedera helix) Amerikan sarmaşığı (Ampelopsis quinqilolia), çoban değneği (Polygonum baldschunicum); yurdumuzun Doğu Karadeniz yörelerinde Hedera colchica, Ege ve Akdeniz yörelerinde Aplenia v.b. olabilir.

Buraya kadar bir bahçeli ev örnek alınarak bazı bilgiler genel hatları ile verilmeye çalışılmıştır. (Kaynak Peyzaj Mimarlığı. Dr. Aslı KORKUT) Bu bahçe bir okula, bir kışlaya, bir hastaneye, bir siteye, bir tatil köyüne v.b. ait ise, buradan örnek alınarak yeni yeni uygulamalar ve projeler üretilebilir, önce bahçemizin neresine, neler yapılabileceği; binaların konumu ve stili, bahçenin geometrik şekli, topografik yapısı, jeolojik, klimatolojik özellikleri ile en önemli olarak da peyzaj ve bahçe düzenleme ile ilgili aşağıda sıralanan bazı önemli ilkeleri dikkate almak suretiyle TASARIM ya da AVAN PROJE hazırlanabilir (sadece peyzaj mimarlarınca).

Peyzaj ve bahçe düzenlemenin önemli ilkeleri:

1- Sitüasyon: Çevreye uyumlu olmak. Seçilecek bitki materyali ile diğer objeler
çevresiyle uyumlu olmalıdır. Örneğin Doğu Karadeniz Bölgesi'nin mikroklimatik
özelliklerinde yetişen KOLŞİK ZON bitkilerini akdenizin yazın kurak ve sıcak özellikler
taşıyan ortamında yetiştiremeyiz.

2- Proporsion: Kullanılan peyzaj malzemelerinin kendi aralarında uyumlu ve orantılı
olması. Agaçlık-çiçeklik-çimenlik alanlar hem belli bir oranda olmak, hem de renk, boy,
form, gibi birbirine uyumlu olmalıdır. Genelde bahçenin 3/5lik büyük bir bölümü ÇİM sahası
olmalıdır. Kalan 2/51ik bölümü ise ağaçlık, çiçeklik, yollar, tesisler gibi diğer ünitelerden
oluşmalıdır. Zira geniş, yeşil bir alan insana rahatlık, sükunet ve ferahlık duygulan verir.

3- Balans (denge): Bahçenin sanal bir ekseni olduğu düşünülürse, bu eksenin iki
tarafında bir denge olmalıdır. Bu denge daha çok formal ya da simetrik olabileceği gibi
informal ve asimetrik de olabilir. Denge çok ince bir sanatsal uygulama olup her
dizayncının buna cesaret etmesi biraz zordur. (Bunu halı desenlerine benzetebiliriz.)

4- ifade gücü: Her materyal bir kavramı ifade eder, simge oluşturur. Örneğin demir
kuvveti, taş sürekliliği ve dayanıklılığı, ahşap ise narinliği, hafifliği simgeler. Neyi ifade
etmek istiyorsak bu malzemeleri ona uygun olarak seçmeliyiz.

5- Renk ve renklerin armonizasyonu: Renkler hem gruplar halinde uyumlu, hem de bir
arada bir armoni teşkil edecek şekilde kullanılmalıdır.

Vurgu: Monotonluğu, (tekdüzeliği) gidermek ve dikkatleri bir noktaya çekmek için
heykel, su küpü, vazo, havuz, geçmişi çağrıştıran bir at arabası parçası gibi objeler kullanılmalıdır.

7- Ritim (tekrar): Objeler çeşitli aralıklarla tekrar edilir.

8-Kompozisyon: Bahçe elemanlarının teknik ve sanatsal öğelerini bir araya getirip bunlara duygu, yaratma gücü ve düşüncelerini de katarak bir eser meydana getirmektir.

Yukarıda sayılan ilkelere örnek olarak; büyük ve gösterişli bir meşe ağacını ele alalım. Bu ulu ağaç ister soliter, isterse gruplar halinde olsun kısın bile güzel göründüğü halde, sıralar halinde dikilmiş kavak ağaçlan (Populus pyramidalis) insana sıkıcı ve bıktırıcı bir görünüm verir. Saf bir çam meşceresini gözümüzün önüne getirelim. Bir de aynı çam mesceresinin ladinle, ardıçla karışık olduğunu düşünelim. Hangisi insana sıkıntı, hangisi ferahlık duygusu verir?.. Seyrek dikilmiş Huş (Betula) ağaçlarının oluşturduğu bir meşcere saf da olsa, alacalı ve değişik gövde biçimleri ile hem estetik hem de rahatlatıcı bir görünüm vermez mi?

Proje veya doğrudan doğruya bahçe düzenlemesi ile ilgili olarak vermeye çalıştığımız bu kısa bilgilerle yetinmemiz düşünülemez. Zira bahçe toprağının hazırlanması, bitki materyalinin tanınması, hangi materyalin nerede ve nasıl kullanılacağı gibi temel bilgilerin iyice öğrenilmesi gerekmektedir, özellikle bir proje düzenleyeceksek ve bu projenin rasyonel ve teknik olmasını istiyorsak işe bu temel bilgileri eksiksiz olarak edinmekle başlamalıyız. Keza projesiz de çalışsak, projeyi uygulamaya da koysak bu bilgilere gene de gereksinimimiz vardır.


Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::